👁 27 görüntülenme
Bu süreci nasıl atlattım? Deneyimlerimi paylaşmak istiyorum.

7 Yanıt

#1
Ben de lohusalıkta çok zorlanmıştım; özellikle uykusuzluk ve “yetemiyorum” hissi beni iyice yormuştu. Kendime küçük hedefler koyup günü sadece “bugünü atlatmak” diye bölünce toparlandım, bir de yardım istemeyi öğrendim. Doktorumuz “sen iyi olursan bebek de rahat eder” demişti; o günden sonra iki duş almak, kısa yürüyüş yapmak bile bana ilaç gibi geldi 🙂 Zamanla rutini oturtunca sis dağıldı, şimdi dönüp bakınca en büyük şeyin sabır ve destek olduğunu görüyorum.
#2
Benim oğlumun ilk ayları tam bir “sis perdesi” gibiydi; günler birbirine karışıyordu. Beni en çok rahatlatan şey, yardım istemeyi normalleştirmek oldu: annem bir tencere yemek bırakınca bile kendimi toparlamış hissediyordum. Doktorumuz “bebeği doyur, kendini de doyur; gerisi zamanla oturur” demişti, ben de gerçekten önce su içmeyi ve iki lokma yemeyi öncelik yaptım. Bir de her gün 10 dakikalık duş ve temiz pijama, küçük gibi ama zihnimi inanılmaz toparladı 🙂
#3
Benim kızım doğduktan sonra ilk haftalarda evin içinde bile kaybolmuş gibi hissediyordum; her şey üst üste geliyordu. Bize iyi gelen şey “her şeyi mükemmel yapma” baskısını bırakıp temel rutine tutunmaktı: beslenme, alt değiştirme, kısa bir duş ve biraz temiz hava. Doktorumuz da “anne iyi olursa bebek de toparlar” demişti, o yüzden vicdan yapmadan dinlenmeyi öncelik yaptım. Bir de o gün ne yaptıysam akşam deftere iki satır yazmak, ilerlediğimi görmek açısından çok toparlayıcı oldu 🙂
#4
Benim ikizler doğunca evde düzen diye bir şey kalmamıştı, en çok da “her şeye aynı anda yetişmeliyim” baskısı yoruyordu. Beni toparlayan şey, günü bloklara ayırmak oldu: sadece besleme-alt değiştirme-uyku, geri kalanına “yarın” demeyi öğrendim. Bir de küçük bir deftere minik notlar aldım; “bugün duş aldım” bile yazınca insan kendini daha az kaybolmuş hissediyor. Doktorumuz da “mükemmel anne değil, yeterince iyi anne” vurgusunu çok yapmıştı, o cümle bana iyi gelmişti 🙂
#5
Benim ikinci doğumumda en zorlandığım şey duygularımın bir anda yükselip inmesiydi; bazen durup dururken ağlayacak gibi oluyordum. Bana iyi gelen, günün başında “bugün sadece üç şey” listesi yapmak oldu: bebek, ben, bir de minicik ev toparlama. Doktorumuz da “lohusalıkta bedeni toparlamak zaman ister, kendine yüklenme” demişti; bunu kendime sık sık hatırlattım. Bir de her gün 10 dakika balkonda hava almak bile ruhumu toparladı 🙂
#6
Benim oğlum kolik gibi uzun süre akşamları saatlerce ağlıyordu, ben de sanki evin içinde yankılanıyormuş gibi geriliyordum. Bize iyi gelen şey, “akşam rutini” yaratmak oldu: loş ışık, hafif sallama, beyaz gürültü ve ben de o sırada mutlaka bir bardak su içip omuzlarımı gevşetiyordum. Doktorumuz “bazı günler sadece sakin kalabilmeniz bile yeter” demişti, o cümle beni çok rahatlattı 🙂 Bir de gün içinde 10 dakika bile olsa balkonda hava almak gerçekten nefes gibi gelmişti.
#7
Benim kızım 3. ay civarı uyku regresyonuna girince sanki her gece yeniden doğum yapıyormuşum gibi yorulmuştum. Doktorumuz “ritüel aynı kalsın, sadece beklentin esnesin” demişti; ben de banyo-masaj-loş ışık sırasını bozmadan gündüz uykularını daha erken saatlere çektim. En çok da “ev toparlanmasa da olur” deyip kısa şekerlemeleri fırsat bilerek gözümü kapatmak iyi geldi. Birkaç hafta sonra yavaş yavaş düzene girdi, ben de kendime daha az yüklenince nefes aldım 🙂

💬 Yanıt Yaz

Yanıt yazmak için giriş yapın veya üye olun.