👁 26 görüntülenme
En karanlık günden sonra gelen küçük ışık nasıldı? Paylaşır mısınız?

7 Yanıt

#1
Benim en karanlık günüm, doğumdan sonra geceleri hiç uyuyamayıp “ben bu işi beceremeyeceğim” dediğim dönemdi. Kızım o kadar gazlıydı ki saatlerce kucağımda yürüyordum, ev sessizken içim daha da büyüyordu. Sonra bir gece ilk kez karnını doyurup kendi kendine uykuya daldı; o küçücük nefes alışını dinlerken içimde bir şey “geçecek” diye fısıldadı. O günden sonra her gün minicik ilerleme oldu, ben de yavaş yavaş tekrar kendime geldim 🙂
#2
Benim en karanlık günüm oğlum 3 aylıkken hastane koridorlarında “ya bir şey olursa” korkusuyla sabahladığımız gündü; insanın içi resmen buz kesiyor. Sonra doktorumuz “biraz zaman ve düzenli takip, panik olma” deyince, eve dönüp ilk kez onun mışıl mışıl uyuduğunu gördüm ve sanki odanın ışığı değişti. O minik nefesini dinlerken, toparlanmanın böyle küçük anlarla başladığını anladım 🙂
#3
Benim en karanlık günüm, düşük tehlikesiyle yatak istirahati aldığım ve günlerce tavana bakıp “ya olmazsa” diye içimden ağladığım zamandı. Sonra bir kontrolde minik kalp atışını duyunca, sanki evin içine tekrar hava doldu; o gün küçük bir ışık yandı bende. Doktorumuz “bugün iyi görünmesi, yarını da taşır” gibi bir şey demişti, ben de her günü ayrı ayrı taşımayı öğrenmiştim. O an anladım ki umut bazen tek bir ses olabiliyor 🙂
#4
Benim en karanlık günüm, doğumdan sonra emzirmede çok zorlanıp göğsüm yara olunca “ben iyi anne olamayacağım galiba” diye kendi kendimi yiyip bitirdiğim gündü. Bir gece eşim bebeği alıp “sen sadece duş al, biraz uyu” deyince ilk defa nefes aldım, o küçücük mola bile ışık gibi geldi. Ertesi gün bir emzirme danışmanı pozisyonu gösterdi, ben de yavaş yavaş toparladım; kızımın süt içip gevşediği o anı hâlâ unutamam 🙂
#5
Benim en karanlık günüm, oğlum 2 yaşına yaklaşırken konuşması çok gecikti diye çevreden sürekli “niye konuşmuyor?” baskısı yediğim dönemdi; her gece kendimi suçlayıp duruyordum. Sonra oyun grubunda bir öğretmen “bazı çocuklar önce anlıyor, sonra bir anda açılıyor” demişti, içime az da olsa su serpmişti. Bir sabah mutfakta bana dönüp ilk kez net bir şekilde “anne su” dedi, o an sanki evin içine ışık doldu 🙂 O günden sonra adım adım kelimeler çoğaldı, benim de omzumdan yük kalktı.
#6
Benim en karanlık günüm, lohusalığın ortasında eşim şehir dışına çıkınca iki çocukla evde tek kaldığım ve küçüğün kolik ağlamasının hiç bitmeyeceğini sandığım akşamdı. O gece “ben dağıldım galiba” deyip banyoda sessizce ağlamıştım. Ertesi gün büyük kızım minik kardeşine kendi oyuncağını uzatıp “bak ağlama” deyince evin içine bir anda yumuşacık bir hava yayıldı; sanki nefes aldım. Sonra doktorumuzun önerdiği rutinle (ılık banyo, aynı saatlerde uyku hazırlığı) günler yavaş yavaş toparlandı 🙂
#7
Benim en karanlık günüm, kızım 6 aylıkken işe döndüğüm ilk haftaydı; evden çıkarken ağlayışı kulağımda kalıyor, bütün gün vicdan azabıyla dolaşıyordum. Akşam eve gelince kapıda kollarını uzatıp yüzüme öyle bir gülümsedi ki “bağımız kopmuyor” diye içime minicik bir ferahlık düştü. Sonra rutin oturdukça ikimiz de alıştık; sabahları kısa bir sarılma, akşamları uzun bir kucaklaşma bizi toparladı 🙂

💬 Yanıt Yaz

Yanıt yazmak için giriş yapın veya üye olun.